Çocuğun Davranışlarına Sınır Koyabilmek

Sınır koymak birçok ebeveynin zorlandığı bir konu olarak karşımıza çıkıyor. Yapılması gereken çocuğa hayır demek ve onu üzmemek olunca çocuğa katı disiplinle davranmak mı yoksa yaptıklarına karşı kayıtsız kalmak mı? Gel bu konuya biraz daha farklı bir açıdan bakalım...

Çocukların gelişimsel sürecinde keşif davranışları yer almaktadır. Çünkü çocuğun ana motivasyonu meraktır. Merak da keşfetmeyi beraberinde getirir. Neyin uygun olduğunu, neyin yapılmaması gerektiğini, sosyal ve aile düzenini anlamak için birçok davranışı çevresini keşfetmeye programlıdır. Aslında düzeni ve sınırları seven çocuklar bu keşif davranışı sırasında ailenin çocuğun uygun davranışlarını şekillendirmesi açısından da ebeveynlerin sınır koyması önem taşıyor.

Sınırlar koyarken yardımcı olacak en önemli 3 altın kural:

1. Olumlu sınırların habercisi olmak

Cümlelerimiz net ve anlaşılabilir olmalı, havada uçan soyut cümlelerin çocuğun tarafından anlaşılır olması mümkün değil. Örneğin; Misafirliğe gidince beni üzme’ demek yerine, ‘Misafirliğe gidince daha çok kalmak istediğini anlıyorum. Akşam kendi yatağımızda uyuyacağımız için eve gitmemiz gerektiğini söylediğimde 5 dakika içinde hazırlanmanı bekliyorum, yolda giderken beraber müzik dinleriz ne dersin? ‘ demek gibi.Duyguları anladın, sınır koydun, ve olumlu bir öneride bulundun. “Beni üzme” den çok daha yapıcı ve olumlu iletişim yönelimli oldu ne dersin?

2. Çocuğun duygularını anladığını hissettirmek

Diyelim ki oyuncak gördüğünde o oyuncağı istiyorum diye ağlayan bir çocuğun var. Evden çıkmadan önce “Dışarı çıktığımızda paramızın yettiği kadar (25 TL mesela) oyuncak alabiliriz” dedin ve o da “tamam” dedi. Yolda bir oyuncak gördü ama belirlediğin paradan çok daha fazla ücreti. Çocuğun ağlamaya başladı, “istiyoruuum!” diye bağırıyor. “Oyuncağı çok beğendiğini görüyorum. İstediğin oyuncağı almayı çok isterim ama sadece 25 TLlik bir oyuncak alabileceğimizi biliyorsun bunu evden çıkmadan önce de konuşmuştuk.” diyebilirsin. Hem duygularını anladın ve bunu ona hissettirdin, hem de ona davranışı hakkında sınır çizmiş oldun. Özellikle kesin sınırların çizilmediği bir çocuk bu konuşmayı böyle bitirmeyecektir, muhtemelen diretmeye devam edecektir. Bu noktada sabırlı olup, kendi sinir sistemini kontrol edip, bu cümleleri söylemeye devam edebilirsin. Regülasyon sağlamak önemli basamak bunu unutmamanı öneririm.

3. İstikrarlı ve sabırlı olmak

Bir önceki maddedeki konuşmadan sonra pat diye ağlaması kesilmeyecektir. Ağlıyor diye hadi tamam ağlama da alalım rezil olduk dersen işte o zaman bazı davranışlara sınır koymuş olmazsın. Herkes çocuk yetiştiriyor, herkesin çocuğu ağlıyor değil mi? Yeni bir sınır koyduğunda sınırı gevşetmek için daha çok ağlayacak hatta saldırgan davranışlarda bile bulunabilecektir. Ama sen davranışında istikrarlı kalıp, onu anlayan bir yerden baktığında ve ona anlaşıldığını hissedeceği cümleleri tekrar ettikçe bir süre sonra sakinleşecektir. Bu arada ‘istersen istediğin oyuncağı alman için bu parayı kumbarana atabilirsin’ gibi bir çözüm önerisi de sakinleşmesine destek olacaktır.

Gelişim Psikoloğu Ayşegül Gürel
İçindeki çocukla dost kalmış bir gelişim psikoloğu, müziksever bir çift-aile terapisti.