Aldatma Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

Aldatmanın ne olduğu ve nedenlerine dair birçok fikrin olabilir. Peki ama aldatma hakkındaki mitler neler? Günümüze kadar yapılan bilimsel araştırmalar ışığında beraber aldatma hakkında doğru bilinen yanlışları mercek altına alalım.

Aldatma, en basit tanımı ile partnerin dışında birisiyle gizli bir şekilde çiftler arasındaki sözleşmeyi tehdit eden herhangi bir etkileşimde bulunmandır. Aldatmanın tanımlanmasındaki kriter ise aldatan kişinin değil aldatılan kişinin zihnindeki imajdır. Yani, çevrendeki kişilerin veya partnerinin “bu aldatma değil” önyargısı ya da onlara küçük görünen bir durum olup olmaması kriter değildir.

Bir gruba ait olma hissi veya arkadaş baskısı aldatma eğiliminde etkili olabilir. Kendine güvenin arttıkça ise aldatma eğilimin azalıyor. Öte yandan, yoğun sosyal medya kullanımı, çiftlerin birlikte olduğu süre ile evlenme kararı arasında geçen zamanın uzamasının aldatma eğilimi arttırdığı görülmüştür.

Zihninde sınırları ve tanımı belli olan aldatma hakkında doğru bildiğin yanlışlar neler, haydi onlara bakalım.

Aldatma evliliği bitirir

Araştırmalar gösteriyor ki aldatma sonrası ilişkiler yüzde 70-80 oranında devam ediyor. Aldatmayı deneyimleyen birçok çift “Çocuk olmasa boşanırdım” diyor ancak ilişkiye dair dinamikler ve hayallerin ilişkine devam etmeni sağlayan asıl sebepler oluyor. Çiftler arasındaki en yaygın boşanma nedeni olarak ise güvensizlik ortaya çıkıyor.

Toplum tek eşliliği ve sadakati onaylar, destekler

Toplum ve devletler tek eşliliği destekliyor gibi ancak bununla çelişen durumlar da var. Haberler, reklamlar, magazin haberleri bize aksini gösteriyor. “Aldatma geni bulundu” gibi haberler sanki bu kabul edilmeli algısı yaratıyor. Dolayısıyla, toplum sadece tek eşliliği destekliyor diyemeyiz.

Aldatmayı erkekler başlatır

Toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle kadınlar aldatma “fırsatlarını” çok iyi değerlendiremeyebilir. Araştırmalar aldatma teklifi olduğunda erkeklerin kabul etme olasılığı daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Cinsellik yoksa aldatma olur

Araştırmalara göre aldatma sırasında ikinci partnerle yaşanan cinsellik ana ilişkideki cinsel performansı olumlu yönde etkileyebiliyor ve cinselliğin eksikliği aldatma davranışını tetikleyen önemli bir veri olarak ortaya çıkmıyor. Cinsel ilişki yoksunluğu aldatma eğilimini arttırmıyor ancak evlilik doyumunu ciddi ölçüde etkiliyor. Çoğu zaman aldatmanın sebebi cinsellik değil yalnızlık oluyor.

İnsan doğası tek eşli olmaya uygun değil

İnsan türü 20 bin yıldır tek eşliliği devam ettiriyor. Tek eşlilik bizler için “kadim bir alışkanlık”. Avcı toplayıcı gruptan itibaren tek bir bebeğe sahip olmak veya küçük bir topluluğa dahil olmak yaşam şansını arttırıyor. Harvard üniversitesi tarafından yapılan ve bireyleri 50li yaşlarına kadar takip eden bir araştırmaya katılan çiftlerden tek kişiden çocuk sahibi olanların, fiziksel olarak daha sağlıklı, iyileşme süreleri daha hızlı ve korku sırasındaki beyin reaksiyonlarının daha rahat olduğu görülmüştür.

Şiddetli geçimsizlik aldatmaya götürür

Tartışmasızlık tartışma halinden daha kıymetli değildir. Tartışmalar ilişkide temasa yol açıyor, tartışmamak hali yalnızlık demek olabiliyor. Artan tartışmalar evlilik tatminini düşürüyor ancak aldatma ile ilişkisi bilimsel verilerle desteklenmiyor.

Görücü usulü evlilik aldatmanın sebebidir

Yapılan araştırmalar görücü usulü ile evlenmenin aldatma eğilimine anlamlı bir etkisi olduğunu kanıtlamamıştır.

Zihin.Co’dan Bir Öneri

Çiftlerle yapılan en kapsamlı araştırmalar hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak istiyorsan karmaşık bilimsel fikirleri pratik tavsiyeler haline getiren John Gottman’ın kitapları ile tanışabilirsin.

Psikolojik Danışman Dinemis Kip
Kapıldığı kontrol illüzyonunu öz şefkatle ters yüz etmeyi benimsemiş psikolojik danışman, Amor Fati yolcusu...