“Beni Neden Sevemiyorsun?” Tek Taraflı Bir İlişkide Olmak…

Bu hikayede bir kadın bir erkeğe bağlanır, yaşadığı her anı onunla birlikte olmak ve ona kendini sevdirmek için harcar. Kadın, adamın onu sevmesi için elinden gelen her şeyi yapar öyle ki kendini sevmeyi dahi unutur.

Uzun zamandır, sıkça duyduğum veya şahit olduğum bir ilişki döngüsü üzerine bir şeyler karalamak istiyordum. Birkaç karalama denemesinin ardından örnekler olmadan anlatmanın yetersiz kaldığının farkına vardım. Dolayısıyla, okunurluğu arttırmak için anlatacaklarımı hikayeleştirmeye karar verdim. Hikayedeki karakterler ve yaşananların içeriği elbette değişiklik gösterebilir ancak konunun özü çoğunlukla aynıdır: Seni sevmeyen birine kendini sevdirmeye çalışmak…

Bu hikâyede bir kadın bir erkeğe bağlanır, yaşadığı her anı onunla birlikte olmak ve ona kendini sevdirmek için harcar. Kadın, adamın onu sevmesi için elinden gelen her şeyi yapar öyle ki kendini sevmeyi dahi unutur. Aylarca belki de yıllarca çabalar, yalvarır, ağlar, küser, barışır… Adam istediğinde yanı başında olur, istemediğinde ise bitmeyen bir depresyon döngüsü… Adamın ona nasıl bu kadar özensiz davrandığını anlayamaz. Nasıl? Bu nasıl mümkün olabilir?

Aslında çok basittir: Kadın kendine bu kadar az sevgi ve saygıyla davranırken, adam ona neden farklı davransın ki?

Nasıl ki bir satranç oyununda, izleyici için şah-matı görmek daha kolay fakat oynayan için değilse, bu hikâyede de böyledir… Kadın yaşadığı ilişkiye dışarıdan bakamaz, her şeye rağmen vazgeçmez çünkü vazgeçerse unutulur, vazgeçerse tüm emekleri boşa gider. Bu korku yüzünden, belki de yıllarca, hiç sahip olmadığı birini kaybetme korkusuyla yaşar…

Etrafındaki neredeyse herkes vazgeçmesi gerektiğini söyler ama kadın onlara direnir, adamı suçlamaya cesaret edenlerle savaşır hatta arkadaşlığını bitirir…

Sonsuz bir duygusal bir savaş içinde olduğunu fark edemez…

Çabalar çünkü terk edilmekten korkar.

Çabalar çünkü bu emeklerin mutlaka bir karşılığı olmalıdır…

Çabalar çünkü yapmayı bildiği en iyi şey budur…

Ve en önemlisi: Çabalar çünkü bağımlı kişilik bozukluğu vardır…

Yıllar geçmesine rağmen aynı döngü devam ederken, kadın, hala adamın bir gün uyanıp onu seveceğini umar ve o gün çektiği acılar nihayet son bulacaktır.

Elbette bu hiç olmaz… Kadın için bu uzun ve acılı sürecin belki de en zor yanı, hayatının merkezine koyup, adeta tanrılaştırdığı bu ilişkinin sadece kendi zihninde yarattığı bir hayal olduğunu kabul etmesidir. Bunu fark etme anı çok acı vericidir.

Kadın bu kadar uzun süre dayandığı için kendinden nefret eder. Adamın onu hiçbir zaman sevmeyeceğini kabul etmiş olsaydı, kendini yıllarca süren acı ve gözyaşlarından kurtarabilirdi. Bunun yerine, yıllarını adamın neden onu sevemediğini sorgulayarak geçirdi?

Keşke daha iyi olsaydı. Keşke daha güzel olsaydı. Keşke. Keşke. Bir sürü keşke…

Adamın davranışlarının, onun yeterince güzel, yeterince iyi olmayışıyla hiçbir ilgisi olmadığını kabul etmek yıllarını alır. Adamın önceki ilişkilerini düşünür, birçok farklı zaman, birçok farklı kadın, hep aynı sonuç… Elbette onu da sevmeyecekti.

Böyle hikayelerin sonunda çoğu zaman adam başka birine gerçekten aşık olur. Kadın şunu fark eder: Birine gerçekten bağlanmak ve aşık olmak istediğinde insan, yalvarmalara ve çabalamaya gerek olmadan da bağlanabilirmiş…

“Gitmek acı verir ama bazen istenmediğin bir yerde durmak daha fazla acı verir.”

Seni hiçbir zaman senin istediğin kadar sevmeyecek birini sevmek, dünyadaki en acı verici şeylerden biridir. İnsanın kendisi için yapabileceği en önemli şey, bazı şeylerin kendi kontrolü dışında olduğunu kabul etmektir. Kişi, gerçek sevgiyi hak ettiğini söyleyen iç sesini dinlemeli, bazı insanların kendisini asla istediği gibi sevmeyeceğini kabul etmeli ve vazgeçebilmeli. Hüzün ve acı da diğer tüm duygular gibi gelecek, biraz misafir olacak ama sonunda gidecektir.

Hikâyeyi bitirirken, kimi zaman adam, kadına umut vermeye devam eder… Ona bağımlı olan bu kadını hayatına kabul etmez fakat bütünüyle kaybetmek de istemez. “Umut” vazgeçme kararının en mücadele edilmesi gereken yanıdır. Umut etmeye devam etmek, karşıdakinin duygularını incitmeyi sürdürmesine izin vermek anlamına gelir.

Yazıyı bitirirken;

Kaybettiğimiz zamanı asla geri alamayız. Boşa harcanan zaman, hayattır…

Kln. Psk. Özgecan Nuryüz
Klinik Psikolog Özgecan Nuryüz
Olmak istediğin yerde, olmak istediğin kişi olmana yardımcı olmaya kendini adamış bir psikolog, doktora öğrencisi, hayata anlam katan her şeyin meraklısı…